<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Egemed Hastaneleri</title>
	<atom:link href="http://didim.egemed.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://didim.egemed.com.tr</link>
	<description>Anasayfa</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2020 11:53:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6.16</generator>
	<item>
		<title>Karpuz Kas Ağrılanırı Azaltır</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/karpuz-kas-agrilaniri-azaltir/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/karpuz-kas-agrilaniri-azaltir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 11:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55106</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/karpuz-kas-agrilaniri-azaltir/">Karpuz Kas Ağrılanırı Azaltır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan</strong> “2 dilim (280 gram)<strong> karpuz</strong> 80 kalori olup; 20 gr şeker, 270 mg potasyum, 17 gr A vitamini, 21 gr C vitamini, 4 gr demir, 1 gr lif içerir. Yüksek potasyum içeriğinden dolayı böbrek hastaları mutlaka doktoruna danışmalı. İnsülin direnci, hipoglisemi, diyabet hastası olan kişilerin de karpuz tüketirken porsiyon kontrolüne çok dikkat etmeleri 2 dilimi (280 gr) aşmamaları gerekir. Özellikle diyabet hastaları karpuzu peynir ile tüketirse kan şekeri dengesini sağlamış olur” diyor.</p>
<p><strong>Ödemi azaltıyor:</strong> Karpuz, su oranı çok yüksek bir meyve olduğundan diüretik özelliği bulunuyor yani sık sık idrara çıkarıyor. Bu nedenle ödem problemi yaşayanlar için yaz aylarında ilaç gibi bir besin. Suyun yanı sıra lif içeriği sayesinde de kabızlığı önlemeye yardımcı olan karpuz, sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenliliği destekliyor.</p>
<p><strong>Kan basıncını dengeliyor:</strong> Karpuzda bulunan potasyum ve magnezyum miktarı, kan basıncını yani tansiyonu düşürüyor. Potasyum ‘vazodilatatör’ olarak kabul ediliyor yani kan damarları ve arterler üzerindeki gerginliği serbest bırakıp, böylece kan akışını uyarıyor. Kardiyovasküler sistem üzerindeki stresi azaltıyor. Karpuzda bulunan karotenoidler arter duvarlarının ve damarlarının sertleşmesini de önleyerek kan basıncı, kan pıhtıları, felç, kalp krizi ve damar tıkanıklığı risklerini azaltmaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Saç ve cilt sağlığını koruyor:</strong> Karpuz içerdiği A ve C vitaminleri sayesinde saçlarımız ve cildimiz için de mükemmel bir besin. Yüksek su oranı ve saçları nemlendiren sebum üretiminde gerekli A vitamini içeriği sayesinde cildi daha canlı ve güzel gösteriyor. C vitamini de cildi sağlıklı, esnek ve güçlü kılan bir protein olan kolajen yapımına yardımcı oluyor; cilt hücrelerini oluşturmasının yanında hücreleri onarıyor.</p>
<p><strong>Kansere karşı savaşıyor:</strong> Kırmızı renginden de anlaşıldığı gibi karpuz antioksidanlardan zengin bir meyve. İçerdiği likopen isimli antioksidan kanser hücrelerini bloke ediyor ve vücudun savunma sistemi olan bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yine içerdiği yüksek C vitamini sayesinde vücutta kanser oluşumunu sağlayan serbest radikallerin oluşumunu engelliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar karpuzun özellikle prostat kanserine karşı koruyuculuğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Kalp sağlığını koruyor:</strong> Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan “Cucurbocitrin” adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Tekli ve çoklu yağ asitlerinden zengin olan karpuz, kandaki kötü kolesterolü düşürerek kalp sağlığını da koruyor. Her gün 1 avuç karpuz çekirdeği yeterli olacaktır. Çiğnemek veya doğrudan yutmak fark etmeyecektir. Çiğ olarak tadını sevmeyenler fırında kavurarak da tüketebilir.</p>
<p><strong>Uykuyu düzenliyor:</strong> Karpuz, yüksek magnezyum içeriği ile kaliteli uyumaya yardımcı oluyor. Uyku bozukluklarını ve uykusuzluk oluşumunu azaltıyor.</p>
<p><strong>Hafızayı güçlendiriyor:</strong> Hücre zarlarının yapısının korunmasında, sinir iletiminin sağlanmasında görev alan yağ asitlerinden zengin karpuz çekirdeği, bu etkileri sayesinde öğrenmeyi kolaylaştırarak, hafızayı güçlendiriyor. Ayrıca yağ emilimine yardımcı oluyor, kronik inflamasyonu azaltıyor.</p>
<p><strong>Kasları rahatlatıyor:</strong> Spordan hemen sonra karpuz ve karpuz suyu tüketilmesi kas ağrısını azaltmaya yardımcı oluyor, kasları güçlendiriyor, egzersiz sonrası toparlanma sürecini hızlandırıyor. Hızlı kas toparlanması için spordan hemen sonra 1 bardak karpuz suyu içilebilir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/karpuz-kas-agrilaniri-azaltir/">Karpuz Kas Ağrılanırı Azaltır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/karpuz-kas-agrilaniri-azaltir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koah Neden Ortaya Çıkar?</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/koah-neden-ortaya-cikar/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/koah-neden-ortaya-cikar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 17:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55100</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/koah-neden-ortaya-cikar/">Koah Neden Ortaya Çıkar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<header>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid ult-vc-hide-row vc_row-has-fill uvc_hidden-md uvc_hidden-sm uvc_hidden-xs uvc_hidden-xsl" data-hide-row=" uvc_hidden-md uvc_hidden-sm uvc_hidden-xs uvc_hidden-xsl " data-rtl="false" data-row-effect-mobile-disable="true">
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6">
<div class="vc_column-inner">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<h1>KOAH Balonu Tedavisi</h1>
</div>
</div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p class="p1">Tütün maruziyetine bağlı kronik bronşit nedeniyle solunum yollarında daralma ve goblet hücrelerinde kalınlaşma tespit edilen hastalarda bronkoskopik tedavi uygulanmaktadır. Entübasyon tüpünden bronkoskop ile girilerek 8 ile 3 mm’lik solunum yolları öncelikli olmak üzere ulaşılabilen tüm solunum yollarının iç tabakasını kaplayan hücre tabakasına KOAH balonla desquamasyon denilen kazıma işlemi uygulanmaktadır. Bu işlem için solunum yolunda bronşların çapına uygun olarak seçilen KOAH balonlar kullanılmaktadır.</p>
<p class="p1">Bu balonlar elektronik pompa yardımıyla ayarlanabilir basınç ve frekansla şişirilip indirilerek bronşların kalınlaşmış iç tabakasını kazımak suretiyle eski kalınlığına geri getirmektedir. Kazıyıcı özelliği bulunan bir örgüyle kaplanmış balon solunum yolunda balgam üretimine neden olan kalınlaşmış goblet hücre tabakasını köpüklü sıvı haline getirerek bronşun orjinal genişliğine ulaşmasını sağlar. Köpüklü balgam haline gelen köpüklü goblet hücre tabakası bronkoskop kanalından aspire edilmek suretiyle dışarı atılır. Bu şekilde her iki akciğerde bronkoskop ile ulaşılabilen bütün bronşlar, KOAH balonla kazıma sonucunda, sigaranın neden olduğu kronik bronşit ve değişime uğramış bronş epiteli tabakasından kurtulmuş olur.</p>
</div>
</div>
<div class="vc_empty_space"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6">
<div class="vc_column-inner">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="vc_empty_space"></div>
<div class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_right">
<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
<div class="vc_single_image-wrapper vc_box_border_grey"><img loading="lazy" class="vc_single_image-img attachment-full" src="http://koahbalontedavi.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/koah-6-2.jpg" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" srcset="http://koahbalontedavi.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/koah-6-2.jpg 1000w, http://koahbalontedavi.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/koah-6-2-300x270.jpg 300w, http://koahbalontedavi.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/koah-6-2-768x691.jpg 768w" alt="" width="1000" height="900" data-dt-location="http://koahbalontedavi.egemed.com.tr/koah-balonu-tedavisi/koah-6-2/" /></div>
</figure>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid hide-mobile-paddings vc_custom_1456743056656 vc_row-o-equal-height vc_row-o-content-middle vc_row-flex" data-vc-full-width="true" data-vc-full-width-init="true" data-vc-stretch-content="true">
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-6 vc_col-md-6 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1539865156981">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="vc_empty_space vc_custom_1456704183090"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-offset-1 vc_col-lg-4 vc_col-md-offset-1 vc_col-md-5 vc_col-sm-offset-0 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1456670657896">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<h2>KOAH Hakkında</h2>
</div>
</div>
<div class="vc_empty_space"></div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Bu hastalık özellikle sigara dumanı ve diğer zararlı gaz ve parçacıklara bağlı olarak gelişen havayollarının mikrobik olmayan iltihabı sonucu oluşur. Bu iltihap, akciğerdeki küçük hava odacıklarının harabiyeti (amfizem) sonucu hava yollarının daralmasıyla 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkar.</p>
<p>Hava yollarında daralma ve akciğerin en küçük birimi olan hava kesecikleri (alveol)’ ndeki harabiyet giderek artar. Normalde balon gibi esnek olan genişleyip-daralabilen havayolları bu özelliğini yitirir.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="vc_row-full-width vc_clearfix"></div>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid hide-mobile-paddings vc_custom_1540206727082 vc_row-o-equal-height vc_row-o-content-middle vc_row-flex" data-vc-full-width="true" data-vc-full-width-init="true" data-vc-stretch-content="true">
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-offset-1 vc_col-lg-4 vc_col-md-offset-0 vc_col-md-5 vc_col-sm-offset-0 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1456668300567">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<h2>KOAH tanısı nasıl konulur?</h2>
</div>
</div>
<div class="vc_empty_space"></div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Kişi sigara içiyorsa uzun süreli nefes darlığı, öksürük ve balgam şikayetlerinin varlığı KOAH tanısı için yeterli görülür ancak kesin tanı için solunum testi değerlendirmesi yapılmalıdır. Birkaç dakika içerisinde uygulanan solunum değerlendirme testi, kişinin solunum cihazına derin nefes alarak üflemesi ile gerçekleştirilir.</p>
<p>Akciğer kapasitesi ve varsa hastalığın evresi hakkında kolayca bilgi sahibi olunmasını sağlayan bu testi, özellikle 40 yaş üzeri sigara kullanan kişilerin yılda en az bir kez yaptırması gerekir.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-offset-1 vc_col-lg-6 vc_col-md-offset-1 vc_col-md-6 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1540206740790">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="vc_empty_space vc_custom_1456704183090"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="vc_row-full-width vc_clearfix"></div>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid hide-mobile-paddings vc_custom_1456743056656 vc_row-o-equal-height vc_row-o-content-middle vc_row-flex" data-vc-full-width="true" data-vc-full-width-init="true" data-vc-stretch-content="true">
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-6 vc_col-md-6 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1539865241964">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="vc_empty_space vc_custom_1456704183090"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-offset-1 vc_col-lg-4 vc_col-md-offset-1 vc_col-md-5 vc_col-sm-offset-0 vc_col-has-fill">
<div class="vc_column-inner vc_custom_1456670657896">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<h2>KOAH tedavi yöntemleri nelerdir?</h2>
</div>
</div>
<div class="vc_empty_space"></div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>KOAH tedavisi genellikle hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik değil, belirti ve rahatsızlıkların şiddetinin azaltılmasına yönelik girişimler içerir.</p>
<p>Bu noktada tedavi için uygulanacak ilk adım, eğer kullanılıyorsa sigaranın bırakılması ve hava kirliliği bulunan ortamlardan uzaklaşılması olmalıdır. Sigaranın bırakılması ile birlikte bronşlardaki tıkanıklık şiddeti bir nebze hafifler ve kişinin nefes darlığı şikayeti büyük oranda azalır.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="vc_row-full-width vc_clearfix"></div>
<div id="apps" class="vc_row wpb_row vc_row-fluid vc_custom_1456745795412 ult-vc-hide-row vc_row-has-fill" data-rtl="false" data-row-effect-mobile-disable="true">
<div class="upb_row_bg" data-upb_br_animation="" data-bg-override="ex-full"></div>
<div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12 vc_col-lg-offset-2 vc_col-lg-8 vc_col-md-offset-2 vc_col-md-8">
<div class="vc_column-inner">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="ult-spacer spacer-5f10f569820ed" data-id="5f10f569820ed" data-height="110" data-height-mobile="60" data-height-tab="110" data-height-tab-portrait="60" data-height-mobile-landscape="60"></div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<h1 class="pageTitle entry-title">KOAH hastalığı nedir? Belirtileri, risk faktörleri ve tedavisi</h1>
</div>
</div>
<div class="vc_empty_space"></div>
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<p><strong>KOAH,</strong> ‘<em>kronik obstrüktif akciğer hastalığı’</em> öksürük, balgam, nefes darlığı, hışıltılı solunum gibi belirtilerle seyreden ve nefes almayı zorlaştıran ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. KOAH hastalığı için risk faktörleri, astımda olduğu gibi genetik ve çevresel olmak üzere 2 gruba ayrılır. En önemli risk faktörleri arsında tütün kullanımı, zehirli gazlar ve hava kirliliği bulunmaktadır. KOAH hastalığının sigara içenlerde gelişme riski içmeyenlere göre, 20 kat daha fazladır.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</header>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/8_-dw-5655_thumb.jpg" alt="Uzm. Dr. Murat KAYA"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb81aad3" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81aad3 .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81aad3 .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p><strong>Uzm. Dr. Meral GÜRSOY</strong><br />
<strong>Dermotoloji Polikliniği</strong></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/koah-neden-ortaya-cikar/">Koah Neden Ortaya Çıkar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/koah-neden-ortaya-cikar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zatürre Aşısı</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/zaturre-asisi-yaptirmali-miyim/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/zaturre-asisi-yaptirmali-miyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2020 18:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55090</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/zaturre-asisi-yaptirmali-miyim/">Zatürre Aşısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Zatürre; akciğer enfeksiyonu demektir. KOAH hastalarında ‘Streptococcus pneumoniae’ olarak adlandırılan bakteriye bağlı zatürre özellikle risklidir. Bu bakteri erişkin yaşta zatürrenin en sık sebebidir. Sağlıklı kişilerde bakteri burun-yutak bölgesinde yerleşir. Yakın temas ile kişiden kişiye bulaşır. Orta kulak enfeksiyonu ve sinüzite yol açar. Hastalık ilerlerse akciğer, beyin ve eklemleri etkileyebilir. Daha ağır enfeksiyon durumlarında zatürre, beyin zarı enfeksiyonu, karın zarı enfeksiyonu, eklem enfeksiyonu, kemik zarı enfeksiyonu, nadir durumlarda kalp kapakçık enfeksiyonu ve kalp zarı enfeksiyonu yapabilir.</p>
<p>Bağışıklık sistemi bozuk hastalar bu enfeksiyonlara daha duyarlıdır. Küçük çocuklar, yaşlılar, altta yatan KOAH gibi kronik akciğer hastalığı ve kronik kalp hastalığı olan hastalarda risk yüksektir.</p>
<p>Zatürre Aşısı (Pnömokok Aşısı)</p>
<p>İki tip zatürre aşısı vardır: Polisakkarit Pnömokok Aşısı ve Konjuge Pnömokok Aşısı</p>
<p>65 yaşından büyük herkese konjuge veya polisakkarit pnömokok aşısı yapılabilir.</p>
<p>KOAH hastalarında hangi yaşta olursa olsun polisakkarit aşı yapılması önerilir. 65 yaşından küçüklerde pnömokok ile enfeksiyon riski yüksekse polisakkarit aşının 5 yıl arayla 2 doz daha yapılması ve üçüncü dozun 65 yaşından sonra ve son dozdan en az 5 yıl sonra yapılması önerilir. 65 yaşından büyüklerde ise polisakkarit aşının tek dozu yeterlidir.</p>
<p>Konjuge pnömokok aşısı 65 yaş ve büyük olan herkese önerilir. 65 yaşından büyük ve daha önce hiç pnömokok aşısı olmamışsa konjuge aşıdan 12 ay sonra polisakkarit aşı yapılması önerilir.</p>
<p>Eğer daha önce yapılan aşılar ile ilgili hiçbir kayıt veya bilgi yoksa tavsiye edilen dozlarda yapılır. Ekstra dozun hastaya zararı olmayacaktır. Labaratuvarda kanıtlanmış pnömokoka bağlı zatürre olsa dahi aşı yapılması önerilir. İki aşının da yan etkileri çok nadirdir ve oldukça güvenlidir. Size uygun aşının seçimi, reçetelendirilmesi ve tedavi şeması için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2020/05/ahmet_hoca2.png" alt="Ahmet TOPBAŞ"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb81becd" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81becd .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81becd .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><span style="color: #000080;">Uzm. Dr. Ahmet TOPBAŞ</span><br />
<span style="color: #999999;">Göğüs Hastalıkları Uzmanı</span></h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/zaturre-asisi-yaptirmali-miyim/">Zatürre Aşısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/zaturre-asisi-yaptirmali-miyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda KBB</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kbb/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kbb/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 08:29:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55063</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kbb/">Çocuklarda KBB</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Kulak – Burun – Boğaz hastalıklarının başlıcaları burun tıkanıklığı, geniz eti, sık bademcik iltihabı , sinüzit, allerji, işitme azlığı, orta kulak iltihabı ,yabancı cisimler,burun kanamaları olarak karşımıza çıkıyor. Aslında özellikle çocuklarda görülen hastalıklar birbiriyle direkt veya dolaylı olarak ilişkili olmasıyla dikkati çekiyor.</p>
<p><b>1-) Septal deviasyon</b><br />
Burun bölmesinde (septum) eğrilik söz konusudur. Genellikle doğuştandır veya doğum travmasına bağlıdır. Bu çocuklarda mümkün olduğu kadar burun serum fizyolojiklerle açık ve temiz tutulmaya çalışılır. Çocukta 18 yaşına kadar kemik ve kıkırdağın gelişmesi devam ettiğinden cerrahi bir girişim büyüme noktalarını bozacağından tercih edilmemelidir.Ancak çok ileri tıkanıklık ve dolayısıyla aşırı rahatsızlıklar sonucu taşıyorsa basit ve sadece burun pasajını açmaya yönelik cerrahi yapılması uygundur.</p>
<p><b>2-) Adenoid vejetasyon</b><br />
Burun deliklerinin genize açıldığı kısımda her çocukta olabilecek adenoid doku dediğimiz et vardır. Bunun şikayet oluşturabilmesi için belli bir büyüklükte olması gerekir. Büyük geniz eti burun tıkanıklığı, horlama , ağzı açık uyuma gibi şikayetlere yol açar. Östaki borusu orta kulağın basıncını ayarlayan bir boru görevi olan ve orta kulağı genize bağlayan kısımdır.Geniz eti varlığında bu borunun tıkanmasına ve dolayısıyla orta kulakta sıvı toplanmasına sebep olur.Bu durumda antibiyotiklere cevap alınmıyorsa geniz eti ameliyatı yanında kulak zarlarına ventilasyon TÜP’ü dediğimiz ve bir kaç çeşit olarak bulunan plastik tüpler takılır. Böylece orta kulak bu tüp vasıtasıyla havalanmış olur.</p>
<p><b>3-) Kronik tonsillit (Sık bademcik iltihabı)</b><br />
Bir yılda 7-8 kez, iki yılda 5’er kez veya üç yılda 3’er kez bademciklerin iltihabı söz konusu olduğunda kronik tonsillitten söz edilir. Bilindiği gibi bademcikler ağız girişinde koruyucu olarak yer alırlar. Görülen bademciklerin yanı sıra dil köküne doğru Lingual tonsiller denen iki koruyucu doku ve birde genizdeki adenoid doku ile toplam 5 adet koruyucu bademcik diyebileceğimiz doku vardır. Bu beşli doku bir halka gibi boğaz girişinde bulunurlar ve” Waldeyer” halkası olarak adlandırılırlar. İşte bu açıdan bademcik operasyonlarında korumasız kalınma konusu yanlıştır çünkü bu halkanın sadece çürümüş ve işlevini yapmayan iki halkası dışarı alınıyor geride kalan halkalar görevlerini sürdürürler. Bazen bademcikler aşırı büyük olduğu ve boğaz girişini dolayısıyla nefes alma ve yutmayı engellediği içinde alınabilirler.</p>
<p><b>4-) Sinüzit</b><br />
Sinüslerin iltihabı olarak anlaşılır. Çocukta geniz akıntısı, burun tıkanıklığı,bazen baş ağrısı ve geceleri artan kuru öksürük vardır. Sinüzit yapan sebeplerin en belli başlısı burun tıkanıklığıdır .Bunun örneklerini üst satırlarda konuşmuştuk. Sinüzit tedavisinde genellikle antibiyotikler,antihistaminikler, dekonjestanlar kullanılır. Burun temizliği çok önemlidir. Çocuğa sümkürmeyi öğretmek gerekir. Sık tekrarlayan sinüzitlerde tedavi burun tıkanıklığı, allerji,sık grip olma gibi nedenleri tedavi ederek ortadan kaldırmak gerekir.</p>
<p><b>5-) Alerji</b><br />
Her insan hayatının herhangi bir döneminde kendini belli edebilen , birden fazla nedene bağlı olan,genetiğin rol oynadığı bir beden tepkisidir. Günümüz teknoloji ve kimyasal atıkların kol gezdiği dünyada ,çevre kirliliği, soluduğumuz havanın kirlenmesi ve dolayısıyla bizim bunlarla temasımız sonucu alerji oranı her gün artmaktadır. Bu durum karşısında kortizonlu ilaçlar (spreyler,iğneler,tabletler), antihistaminikler, aşılar gibi başvurduğumuz seçenekler mevcuttur.</p>
<p><b>6-) İşitme azlığı</b><br />
Doğuştan veya geçirilen bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar. Bir çok nedenden ötürü çocuklarda işitme azlığı oluşabilir. Mesela kulaklarda buşon (Kulak kiri), orta kulak iltihapları (Bakteriyel veya seroz sıvı birikmesi), geçirilen şiddetli bakteriyel veya viral hastalıklar( Ör.menenjit), genetik faktörlere bağlı doğumsal , kulak zarının delinmesi, ototoksik ilaçların (Kulağa zararlı etkisi olan ilaçlar) kullanımı gibi faktörler arasında yer alır.</p>
<p><b>7-) Otit (Orta kulak iltihapları)</b><br />
Çocuklarda en sık görülen hastalıklardandır ve tanı ile tedavisi çok önemlidir. Burun tıkanıklığı veya geniz etine bağlı orta kulak iltihapları veya sinüzit,grip gibi enfeksiyonları takiben bakteri veya virüsün östaki borusundan orta kulağa ulaşmasıyla oluşur. Östaki borusu çocuklarda kısa ve geniş olduğundan orta kulak erişkinlerinkine göre dışarıya daha açık ve hassastır. Seroz otitlerde antibiyotik tedavisine cevap alınamıyorsa zara tüp takılması, ve akut otit de ise etkili antibiyotiklerin seçimi önemlidir. Bazen ortakulakta biriken su miktarı zar iterek şiddetli kulak iltihabına yol açar ki bu durumda parasentez ( zarın çizilmesi) ve sıvının akıtılması gerekmektedir</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/hoca-copy.jpg" alt="null"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb81d2b3" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81d2b3 .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81d2b3 .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><span style="color: #000080;">Op. Dr. Vildan KURGAN</span><br />
<span style="color: #999999;">KBB Uzmanı</span></h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kbb/">Çocuklarda KBB</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kbb/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane Taşı Tedavisi</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/mesane-tasi-tedavisi/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/mesane-tasi-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 11:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55056</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/mesane-tasi-tedavisi/">Mesane Taşı Tedavisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div id="cmsmasters_heading_w0rx2fasqp" class="cmsmasters_heading_wrap cmsmasters_heading_align_left">
<p><strong>Mesane Taşları</strong><br />
<strong>İdrar Torbası (Mesane) Taşı Nedir?</strong><br />
Çoğunlukla torbanın içindeki idrarın taş yapan maddelerin aşırı oranda yoğunlaşması sonucunda bu minerallerin kristalleşmesi ile “idrar torbası taşları”nı oluşmaktadır. Ancak bu taşlar böbrekteki taşların aşağıya inmesi ile de oluşabilir.</p>
<p>Bu taşların oluşmasında çoğunlukla idrar torbası çıkışının tıkanması ( prostat büyümesi, idrar kanalı darlığı, taşları vs) ve torbadaki idrarın tam olarak boşaltılamaması neden olmaktadır. Olguların önemli bir bölümünde idrar torbası taşları değişik sebepler ile yapılan radyolojik inceleme sonucunda saptanmaktadır.</p>
<p>Mesane taşları her hastada belirti ve sıkıntılara sebep olmayabilmektedir. Mesane taşına ait belirtiler idrara sık çıkma, idrar yaparken yanma ve idrarda kan görülmesi şeklindedir.</p>
<p>Mesanede bulunan taşın boyutuna bağlı olarak küçük taşların büyük çoğunluğu kendiliğinden atılabilmektedir. Taşın boyutu büyük ise tıkanıklık ve sık tekrar eden enfeksiyonlar nedeniyle tedavi edilmesi gereklidir.</p>
<p><strong>Mesane Taşının Belirtileri Nelerdir? </strong><br />
İdrar torbasında yer alan taşlar büyüklüğüne ve şekline göre belirti vermektedir. Bu hastalarda alt karın ağrısı, sık idrara çıkma, idrarda kanama, idrar çıkarmada zorluk, idrar akışının bozukluğu, idrarın renginde koyulaşma, idrar yaparken ağrı hissetme gibi şikayetler görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Mesane Taşları Nasıl Tedavi Edilmektedir?</strong><br />
Küçük mesane taşları alınacak bol sıvı ( 2.5 – 3L) ve hareketli bir hayat tarzı ile kolaylıkla dışarı atılabilmektedir.<br />
Ancak taşların önemli bir kısmı büyük boyutlu taşlara sahip olduğu için mesane taşlarının müdahale edilerek alınması gerekmektedir.<br />
Mesane taşlarının çoğunluğunda tedavi kapalı yoldan (endoskopik) yapılmaktadır.<br />
Bu işleme mesane içinde taşın görüntülenip küçük parçalara ayrılması anlamına gelen “sistolitotripsi” ismi verilmektedir.<br />
Kırma işlemi sırasında “lazer, ultrason ve pnomotik” gibi yardımcı taş kırma sisitemleri kullanılmaktadır.<br />
Ancak bazen idrar torbasındaki taş çok büyük boyutta ( 3-4 cm) olabilir ve açık cerrahi girişim ile alınmaktadır.<br />
Taşların kırılıp temizlenmesi sonrasında hastalar sık aralıklar ile doktor kontrolünden geçirilmelidir.<br />
Ancak en önemli konu idrar torbasını taşlarının oluşumuna yol açan önemli problemlerin erkenden belirlenmesi ve bu problemlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Aksi halde taşlar idrar torbasında tekrar oluşabilecek ve önemli problemlere yol açabilecektir.</p>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/foto-1231.jpg" alt="Egemed_Hastaneleri_Üroloji_Deniz_HOTO"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb81e6c7" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81e6c7 .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81e6c7 .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p><strong>Op. Dr. Deniz HOTO</strong><br />
Üroloji Uzmanı</p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/mesane-tasi-tedavisi/">Mesane Taşı Tedavisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/mesane-tasi-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safra Kesesi Hastalıkları ve Cerrahisi</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/safra-kesesi-hastaliklari-ve-cerrahisi/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/safra-kesesi-hastaliklari-ve-cerrahisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 19:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=55050</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/safra-kesesi-hastaliklari-ve-cerrahisi/">Safra Kesesi Hastalıkları ve Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Safra nedir?</strong></p>
<p>Safra, karaciğer tarafından üretilen, yağlı gıdaların sindirimi için gerekli enzim adı verilen maddeleri içeren sarı renkte bir sıvıdır. Safra yolları ile mide çıkışındaki onikiparmak bağırsağına salgılanır.Bir kısmı da safra kesesinde depolanır.</p>
<p><strong>Safra kesesi taşları neden oluşur?</strong></p>
<p>Bazı bireylerde safra kesesi içindeki yoğunlaştırma işlemi sırasında hatalı gelişen bir dizi kimyasal reaksiyon sonucunda safranın kristalleşmesi yani çamur (sludge) ve taş oluşumu gelişir. Oluşan taşlar birkaç milimetre ile 2-3 santimetre arasında değişik boyutlarda olabilir.</p>
<p>Kadınlarda, kilo fazlası olanlarda, doğum kontrol hapı kullananlarda,hızlı kilo alıp verme durumlarında, safra kesesinde taş oluşumu ihtimali daha da yükselir. Ayrıca yaş ilerledikçe de safra kesesinde taşa rastlanma ihtimali artar. 30 yaş altında çok ender iken 60 yaş üstü insanların yaklaşık %20’sinde safra kesesi taşı görülür.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Taşlarının Önemi</strong></p>
<p>Safra kesesinde taş olan her üç bireyden birinde taşların sebep olduğu şikayetler vardır.<br />
Büyük taşlar safra kesesinin çıkışını geçici olarak tıkayabilir. Bu durumda özellikle yemek yemeyi takiben karnın üst ve sağ tarafında sırta veya omuza vuran ağrı hissedilir. Bulantı, kusma ve terleme ağrıya eşlik edebilir. Taşların hareket etmesi veya tıkanmanın tam olmaması nedeniyle safra kesesi bir süre sonra boşalınca ağrı hafifler ve kaybolur.</p>
<p>Safra kesesi çıkışının taş nedeni ile kalıcı olarak tıkanması durumunda akut kolesistit adı verilen tablo ortaya çıkar. Boşalması engellenmiş olan safra kesesi içinde genellikle bağırsaktan gelen bakterilerin de katıldığı iltihabi bir reaksiyon başlar. Karnın sağ ve üst tarafında şiddetli ağrı oluşur buna bulantı kusma ve ateş eşlik eder. Acil tedavi gereksinimi olan bu durumda müdahale gecikir ise safra kesesi delinebilir ve içeriği karın boşluğuna dökülüp karın zarı iltihabına (peritonit) yol açabilir.</p>
<p>Safra kesesi taşlarının küçük olanları safra hareketi ile beraber ana safra kanalına sürüklenerek karaciğerden safra ve pankreastan enzimlerinin çıkışını engelleyebilir. Bunun sonucunda sarılık, kaşıntı ve ateş yükselmesi ile kendini gösteren tıkanma sarılığı adı verilen karaciğeri de etkileyen iltihabi bir reaksiyon başlar. Safra yolu komşuluğunda sindirim için gerekli diğer enzimleri üreten ve vücudun şeker metabolizmasını düzenleyen insülin hormonunu salgılayan pankreas bezi vardır. Ana safra kanalındaki bu taşa bağlı tıkanma durumu ,pankreas bezi kanalının da tıkanması ile hayati risk yaratabilen cerrahi enfeksiyonlardan biri olan pankreatite (pankreas iltihaplanması) neden olabilir.</p>
<p>Yukarı da saydığımız bu komplikasyon olasılıklarından dolayı semptomatik hastalara cerrahi önerilir.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Hastalıklarında Tanı</strong></p>
<p>Ultrasonografi safra yolu hastalıklarında en kolay, en doğru sonucu veren yöntemdir. Bu yöntemle safra kesesinin yapısı,içinde barındırdığı muhtemel taşlar, tüm safra yolları ve pankreas hakkında detaylı bilgi edinilir. Ultrason tetkiki ideal olarak 8 saatlik açlık dönemi sonrası yapılır. Ancak acil müdahale gerektiren durumlarda bu süre beklenmeksizin inceleme hemen yapılmalıdır.</p>
<p>Manyetik Rezonans (MRI), Bilgisayarlı Tomografi ve Sintigrafi yöntemleri ,ultrasonografi sonucunun net olmaması ve ana safra kanalını tıkayan durumlarda detaylı bilgi için gereklidir.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Taşlarında Tedavi</strong></p>
<p>Taş oluşumundan safra kesesi sorumludur. Diğer yandan safranın karaciğer tarafından üretilmesi nedeni ile safra kesesi vazgeçilmez bir organ değildir.Bu nedenle semptomatik safra kesesi şikayeti olan hastalarda safra kesesi taşlar ile birlikte çıkartılır.Hastada ameliyat sonrası safra kesesi alınmasına bağlı bir fonksiyonel eksiklik oluşmaz.</p>
<p><strong>Laparoskopik Kolesistektomi (Safra Kesesinin Çıkarılması)</strong></p>
<p>Safra kesesi çıkartıldıktan sonra kişinin özel bir diyet yapmasına gerek yoktur. Karaciğerde safra üretimi devam etmektedir. Vücut safra kesesinin yokluğuna kısa bir süre sonra uyum sağlar.</p>
<p><strong>Safra Kesesi çıkartıldıktan sonra ne olur?</strong></p>
<p>Taş oluşumundan safra kesesi sorumludur. Diğer yandan safranın karaciğer tarafından üretilmesi nedeni ile safra kesesi vazgeçilmez bir organ değildir.Bu nedenle semptomatik safra kesesi şikayeti olan hastalarda safra kesesi taşlar ile birlikte çıkartılır.Hastada ameliyat sonrası safra kesesi alınmasına bağlı bir fonksiyonel eksiklik oluşmaz.</p>
<p><strong>Tesadüfen bulunan (sessiz) safra kesesi taşları</strong></p>
<p>Safra kesesi taşları zannedildiği gibi aniden akut kolesistit, tıkanma sarılığı veya pankreatit gibi şikayetlere yol açmamaktadır. Bu nedenle sessiz safra kesesi taşları olduğu tesbit edilen bireylerin her ihtimale karşı ameliyat edilmelerinin önerilmesinin tıbbi gerekliliği hastanın yaşı,sağlık durumu göz önüne alınarak değerlendirilir.</p>
<p><strong>Safra yollarına düşen taşlarda tanı ve tedavi</strong></p>
<p>Safra kesesinde taş olan bireylerin kabaca onda birinde taşlar ana safra yoluna düşer. Ana safra yoluna geçen taşların bir bölümü herhangi bir şikayete yol açmadan bağırsağa düşmekle beraber önemli bir bölümü tıkanma sarılığı ve/veya pankreatit (pankreas bezi iltihaplanması) gibi sorunlara yol açar.</p>
<p>Ana safra yolunda taş olduğu genellikle safra kesesi ameliyatı öncesi yapılan testlerle anlaşılır. Ultrasonografide safra yollarının çapının geniş bulunması, kan tetkiklerinde karaciğer ve safra yollarını ilgilendiren bazı test (SGOT/AST, SGPT/ALT, Alkalen Fosfataz, Billurubinler vb.) değerlerinin yüksek olması ile tanı genellikle konur.</p>
<p>Hastaların çoğunda safra birikimine bağlı sarılık,idrar renginde koyulaşma görülür. Tam tanı ve tedavi için ERCP ismi verilen yöntem kullanılır. Burada özel bir endoskop ile ağızdan girilip mide geçilir ve onikiparmak barsağına (duodenum) gelinir ve ana safra kanalının barsağa açıldığı kapak (Oddi sfinkteri) bulunur. Endoskopun uzantısı ile safra yolu içine girilip ilaçlı röntgen çekilir ve taşlar görülür. Bulunan taşlar basket adı verilen minik bir tel sepet ile tutulup safra yolundan dışarı çekilir. Ana safra yolu taşlardan temizlendikten bir veya birkaç gün sonra laparoskopi yöntemi ile safra kesesi çıkartılır.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Polipleri</strong></p>
<p>Safra kesesinde poliplerii genel olarak şikayet yaratmadıkları için rutin kontrollerde yapılan batın ultrasonu ile saptanır.Sindirim sisteminin iç yüzünü döşeyen mukoza isimli tabakadaki hücrelerin bulunduğu yerde büyüyüp kitle oluşturmasına polip adı verilir. Safra kesesi içinde gerçek polipler (adenomatöz polip) çok nadiren oluşabilir. Oluşan poliplerin zaman içinde çapı büyüdükçe kansere dönüşme ihtimali ortaya çıkar. Genellikle çapları 10 milimetre üstünde olan ve ya adet olarak dört-beşin üstünde olan ve kontrollerde belirgin büyüme gösteren poliplerin kanser riski taşıdığı kabul edilir.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Polipleri ne tür şikayetlere yol açar?</strong></p>
<p>Safra kesesinde poliplerii genel olarak şikayet yaratmadıkları için rutin kontrollerde yapılan batın ultrasonu ile saptanır.Sindirim sisteminin iç yüzünü döşeyen mukoza isimli tabakadaki hücrelerin bulunduğu yerde büyüyüp kitle oluşturmasına polip adı verilir. Safra kesesi içinde gerçek polipler (adenomatöz polip) çok nadiren oluşabilir. Oluşan poliplerin zaman içinde çapı büyüdükçe kansere dönüşme ihtimali ortaya çıkar. Genellikle çapları 10 milimetre üstünde olan ve ya adet olarak dört-beşin üstünde olan ve kontrollerde belirgin büyüme gösteren poliplerin kanser riski taşıdığı kabul edilir.</p>
<p><strong>SAFRA KESESİ POLİPLERİ NE TÜR ŞİKAYETLERE YOL AÇAR?</strong></p>
<p>Genel olarak polipler hastada şikayete neden olmaz.Ender olarak polip lokasyon olarak safra kesesinin çıkışında kanala yakın bölümde oluşur ise safra akışını önleyerek, safra kesesi taşında olduğu gibi karın ağrısı ve bulantıya neden olabilir.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Polibi tespit edildiğinde ne yapmalı?</strong></p>
<p>İlk teşhis edildiğinde polip boyutu 10 mm altında ve polip adedi 4’ün altında ise altı aylıkperiyodlarla USG ile takip edilebilir.Takipler sırasında belirgin boyut ve sayı artışı gözlendiği durumlarda kansere dönüşme riski nedeni ile laparoskopik kolesitektomi ameliyatı önerilir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/8_genel-cerrahi-safak-uluturk_thumb.png" alt="Egemed Hastaneleri - Şafak ULUTÜRK - Mide Botoxu"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb81fbbd" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81fbbd .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb81fbbd .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4>Op. Dr. Şafak ULUTÜRK<br />
Genel Cerrahi</h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/safra-kesesi-hastaliklari-ve-cerrahisi/">Safra Kesesi Hastalıkları ve Cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/safra-kesesi-hastaliklari-ve-cerrahisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Zarı Onarımı (Timpanoplasti) Ameliyatı</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/kulak-zari-onarimi-timpanoplasti-ameliyati/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/kulak-zari-onarimi-timpanoplasti-ameliyati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2020 19:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=54958</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/kulak-zari-onarimi-timpanoplasti-ameliyati/">Kulak Zarı Onarımı (Timpanoplasti) Ameliyatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h1>Kulak Zarı Onarımı (Timpanoplasti) Ameliyatı</h1>
<p>Kronik orta kulak problemlerinde uygulanan Timpanoplasti ameliyatı teknik olarak orta kulakta ve mastoid kemik içindeki iltihabın temizlenerek kulak zarı ve orta kulaktaki işitme sisteminin onarılması işlemidir. Ameliyat hastalığın boyutlarına göre sadece kulak zarındaki deliğin onarılması (Miringoplasti), zar onarımı ile birlikte orta kulaktaki ses iletimini sağlayan kemikçik sisteminin onarılması (Timpanoplasti), mastoid kemik içine ilerlemiş iltihabın temizlenmesi (Mastoidektomi) ya da bu ameliyatların kombinasyonu (Timpanomastoidektomi) şeklinde yapılabilmektedir.</p>
<h5>Kulak Ameliyatı Olmak Mutlaka Gereklimidir?</h5>
<p>Problemin kulak zarındaki delik ile sınırlı olduğu durumlarda sadece kulağın sudan korunması ile iltihaplanmalar izlenmiyorsa ameliyat hastanın tercihi doğrultusunda yapılmaktadır. Basit zar deliklerinde işitme kaybı %30 civarında olup bu hastalar mutlaka ameliyat olması gereken grupta değillerdir. Buna karşın kolestatoma gelişmiş, orta kulak ve iç kulak kemiklerini eriten iltihap varlığında hayati tehlikelere varan sorunlar olabilme ihtimali mevcut olup bu hastaların mutlaka ameliyat olmaları gerekmektedir.</p>
<h5>Timpanoplasti Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?</h5>
<p>Basit kulak zarı değişimi ameliyatlarının ideal zamanı 12-14 yaşından sonra önerilmekle birlikte ilerlemiş iltihap olabilecek hastaların her yaşta ameliyat olmaları (bazen acil şartlarında) zorunluluk arz etmektedir.</p>
<h5>Timpanoplasti Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır ve Faydaları Nelerdir?</h5>
<p>Zarda delik olan kulağın sudan korunmasına ve veya burun ve sinüs bölgesinde enfeksiyon odağı olmamasına rağmen tekrarlayan kulak akıntıları olması halinde hem hayat kalitesini artırmak hem de işitme kaybının ilerlemesini ve iltihaba bağlı komplikasyonların oluşmasını önlemek amacı ile zardaki delik kapatılabilmektedir. Belirgin işitme kaybı olan hastalarda aynı ameliyatta sesi ileten kemikçiklerdeki problemleri düzeltilebilmektedir. Bu amaçla çeşitli cerrahi teknikler mevcuttur. Bu tekniklerle kıkırdak, kemik greftler ya da orta kulak protezleri kullanılabilir. Orta kulak ve mastoid kemik içerisinde kolestatoma adı verilen ve kemiği eriterek ilerleyen iltihaplı dokunun saptanması durumunda mümkün olan en kısa zamanda ameliyat ile bu iltihabın temizlenmesi gerekir. Kolestatomalı hastalarda işitme sisteminin korunması veya onarılması ikinci öncelikte olup asıl amaç yüz felci, iç kulak kaynaklı işitme kaybı ya da kafa içi komplikasyonların (menenjit, beyin apsesi vb) oluşmasına fırsat vermeden iltihabın temizlenmesidir.</p>
<h5>Ameliyat Tekniği Nasıldır?</h5>
<p>Ameliyatın tekniğe karar verilirken hastalığın durumu, deliğin zar üzerindeki yeri, kulak kanalının yapısı, ameliyat sırasında mastoid kemiğe müdahale yapılıp yapılmayacağı, cerrahın ve nihayet hastanın tercihleri etkili olmaktadır. Ameliyat sırasında orta kulak ve mastoid kemikte, mikroskop altında birbirinden çok farklı cerrahi teknikler uygulanmasına karşın hasta ve yakınlarının ameliyata dair görebildikleri ciltteki kesi ile sınırlı olduğundan sıklıkla bu konuda sorular sorulmaktadır.</p>
<p>Timpanoplasti ameliyatı kulak kanalı içinden, kulak kepçesi ön kısmından veya kulak arkasından yapılan kesiler yolu ile gerçekleştirilebilmektedir. Sadece zardaki ufak bir deliği onarmak için kulak kanalı içinden veya kulak kepçesi ön kısmından ameliyat yapılabilirken, mastoid kemiğe müdahale gereken durumlarda kulak arkasından kesi tercih edilmektedir. Bu konuda ameliyatı yapacak cerrahın tercihi asıl karar verdirici faktördür. Kulak zarının onarılmasında en sık kullanılan doku şakak adelesinin kılıfıdır. Bu doku cerrahi sahaya yakın olduğundan ameliyat sırasında kolayca temin edilebilmektedir. Kulak kanalı önündeki kıkırdağın zarı ya da hazır materyaller (uygun işlemlerden geçirilmiş, steril kulak veya kıkırdak zarı parçaları gibi materyaller) de kullanılabilmekle birlikte en güvenilir ve ekonomik yöntem hastanın kendi dokularıdır.</p>
<h5>Ameliyat Sonrası Tıbbi Bakım Nasıldır?</h5>
<p>Hastalar genellikle ameliyat sonrası birinci günde pansumanları yapılarak hastaneden taburcu olabilmektedirler. Mastoid kemikte müdahale yapılmayan ameliyatlarda genellikle 10-14 gün sonunda kulak içindeki özel süngerler temizlenmekte ve hastaların kulaklarını sudan korumaları ve ameliyat bölgesindeki enfeksiyon ve reaksiyonları önlemek amacı ile antibiyotik ve kortizon içeren kulak damlaları kullanmaları önerilmektedir. Bu grupta iyileşme 3-4 hafta içinde tamamlanmaktadır. Bu hastalarda ameliyatın teknik ve fonksiyonel başarı oranı hastalığın boyutuna ve ameliyat öncesi işitme seviyesine bağlı olmak kaydı ile genellikle oldukça iyi olmaktadır.</p>
<p>Ameliyat sırasında mastoid kemiğe müdahale yapılan hastlarda ise yapılan cerrahinin tipine göre değişen sürelerde çeşitli pansumanlar yapılması gerekmektedir. Bu grupta iyileşme daha uzun sürmektedir. Bu hastalarda gerçekleşen işitme kazancı genellikle diğer gruba göre daha az olmaktadır. Özellikle kolestatomanın yüz siniri ve iç kulak komşuluğunda yerleşmiş olması durumunda sinire ve işitmeye zarar vermemek için bu bölgelerde kemik kazınamamakta ve geride hücresel düzeyde hastalık kalabilmektedir. Bu durumdaki hastalarda kolestatomanın tekrarlama riski yüksek olduğundan ameliyat sonrasında düzenli aralıklarla kontrol muayeneleri yapılmalıdır. Bu gruptaki hastalarda kolestatomayı erkenden tespit etmek amacıyla 6-12 ay sonra yapılacak ikinci bakış kontrol ameliyatında yapılabilmektedir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/hoca-copy.jpg" alt="null"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb820c5e" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb820c5e .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb820c5e .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><span style="color: #000080;">Op. Dr. Vildan KURGAN</span><br />
<span style="color: #999999;">KBB Uzmanı</span></h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/kulak-zari-onarimi-timpanoplasti-ameliyati/">Kulak Zarı Onarımı (Timpanoplasti) Ameliyatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/kulak-zari-onarimi-timpanoplasti-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Hastalıkları Belirtileri ve Bulguları</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/kan-hastaliklari-belirtileri-ve-bulgulari/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/kan-hastaliklari-belirtileri-ve-bulgulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2020 19:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=54895</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/kan-hastaliklari-belirtileri-ve-bulgulari/">Kan Hastalıkları Belirtileri ve Bulguları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h1 class="title">Kan Hastalıkları Belirtileri ve Bulguları</h1>
<p><strong>Çarpıntı<br />
</strong><br />
Hastanın kalp atışını hissetmesidir. Kansızlığa (anemiler) ve anemiye neden olan kötücül hematolojik hastalıklarda ateşe ve anemiye bağlı olabilir.</p>
<p><strong>Halsizlik ve Yorgunluk</strong></p>
<p>Anemiler, dalak büyüklüğü ile seyreden kan ve lenf bezi hücrelerinin anormal çoğalması ile seyreden (miyeloproliferatif ve lenfoproliferatif) hastalıklarda görülür.</p>
<p><strong>Nefes Darlığı</strong></p>
<p>Anemiye bağlı kalp yetmezliği ve lenf bezlerinin akciğere ve hava borusuna basısı sonucu gözlenir.</p>
<p><strong>Sarılık<br />
</strong><br />
Kanın vücutta yıkımına bağlı (Hemolitik) anemilerde ve karın içinde büyüyen lenf bezlerinin karaciğer ve safra yollarına basısına bağlı bilürübin artışı ile deri ve mukozalarda sarılık gözlenir. Ayrıca B12 ve folik asit eksikliğine bağlı anemilerde (megaloblastik) limon sarısı görünüme yol açan sarılık izlenebilir. Gençlerde sarılık, dalak büyüklüğü (splenomegali) ve safra kesesi taşı olması doğuştan olan anemilerde görülür.</p>
<p><strong>Solukluk<br />
</strong><br />
Deri ve mukozalarda solukluk anemiler, kemik iliğinde kan hücrelerinin hatalı ve yetersiz yapıldığı hastalıklarda (kan kanserleri, lösemiler, özellikle akut olanlar, miyelodisplastik hastalık tablosu) görülür.</p>
<p><strong>Tırnak Bozuklukları<br />
</strong><br />
Demir eksikliği anemisinde özellikle kaşık tırnak dikkat çekicidir. Kemoterapilere bağlı çizgilenmeler, kök hücre nakli olan hastalarda ise tırnağın yenilenmesi görülür. İlaçlara bağlı, kemoterapi alan hastalarda, özellikle hidroksiürea kullananlarda deride ve tırnaklarda koyulaşma ve koyu çizgilenmeler meydana gelebilir.</p>
<p><strong>Zayıflama (Kilo kaybı)<br />
</strong><br />
İştahın normal hatta artmış olmasına rağmen kilo kaybı zehirli guatr ve şeker hastalarında görülür. İştah azlığı ile birlikte kilo kaybı kötü huylu kan hastalıklarında ve özellikle lenf bezi kanserlerinde (lenfomalar) dikkat çeker. Nüks eden ve dirençli olan hastalarda genellikle ilaçların yan etkilerine ve hastalığa bağlı aşırı zayıflama (kaşeksi) görülür. Kemoterapi alan hastalarda da ilaçların bulantı, kusma ve iştahın baskılanması gibi yan etkilerine bağlı zayıflama olur.</p>
<p><strong>Ateş<br />
</strong><br />
Ateş birçok hematolojik hastalıkta görülebilir. Kötü huylu kan hastalıklarında genellikle 38 santigrat üzerindedir. Enfeksiyonlarda ise yüksek ateşe tansiyon düşüklüğü, çarpıntı ve titreme gibi bulgular eşlik edebilir. Lenf bezi ve kan kanserleri (Lenfomalar, akut ve kronik lösemiler), B12 vitamini eksikliği anemisi, hızlı alyuvar yıkımının olduğu (hemolitik) anemiler, demir eksikliği anemisi ve akyuvar düşüklüğü olan (nötropenik) hastalarda enfeksiyona bağlı ateş olabilir.</p>
<p><strong>Ayak Bileği Ülserleri<br />
</strong><br />
Orak hücreli, Akdeniz anemisi olan, uzun süre hidroksiürea isimli ilacı kullanan hastalarda da geçmeyen ayak bileği ülserleri meydana gelebilir.</p>
<p><strong>Deri Kanamaları<br />
</strong><br />
Deri ve mukozalarda toplu iğne başı büyüklüğünde veya daha büyük kanamalar görülebilir. Kanımızda pıhtılaşmada görevi olan hücrelerin (trombositler) sonradan veya doğuştan olan sayısal azlığında(trombositopeni) ve fonksiyonel bozukluklarında görülür. Sonradan veya doğuştan olan pıhtılaşma (koagülasyon) faktörleri eksikliğine bağlı da oluşabilir.</p>
<p><strong>Eklem İçine Olan Kanamalar (Hemartroz)<br />
</strong><br />
Genellikle pıhtılaşma (koagülasyon) faktörlerinin sonradan veya irsi eksikliklerine bağlı eklem içine olan kanamalardır. En sık nedeni Hemofili A’dır. En sık diz ekleminde görülür.</p>
<p><strong>Lenf Bezlerinde Büyüme (Lenfadenopati)</strong></p>
<p>Bir veya birden fazla lenf bezesinin çap, sayı ve kıvam dikkate alınarak anormal bulunması anlamına gelmektedir. Genel olarak 1 cm’den büyük lenf bezesi anormal kabul edilir. Hastalarda ağrısız, 2 cm’den büyük, hareketli, lastik kıvamında ve yaygın lenf bezi büyümeleri lenfomalarda, bazı kronik kan kanserlerinde görülür.</p>
<p><strong>Dalak Büyüklüğü (Splenomegali)<br />
</strong><br />
Yetişkinlerde dalak boyu yaklaşık 11–12 cm&#8217;dir. Fizik muayenede dalağın ele gelmesi normalden yaklaşık üç misli büyüdüğü anlamına gelir. Dalak büyüklüğüne enfeksiyonlar (Brusella, Sıtma gibi birçok enfeksiyon hastalığı), romatizmal hastalıklar (Romatoid artrit, sistemik lupus eritemetazus) siroz, kalp yetmezliği gibi hastalıkların yanında birçok kan hastalığı neden olabilir. Dalak büyüklüğü yapan; Akdeniz anemileri (Talasemi), doğuştan olan alyuvar hastalıkları (herediter sferositoz), kronik ve akut kan kanserleri Kronik lenfositer lösemi, Kronik miyelositer lösemi) , lenf bezi kanserleri (Lenfomalar), kan hücrelerinin aşırı yükselmesi ile seyreden hastalıklar (Miyelofibrozis, Polisitemi Vera), saçlı hücreli kan kanseri ve doğuştan olan depo hastalıkları sayılabilir.</p>
<p><strong>Karaciğer Büyüklüğü (Hepatomegali)<br />
</strong><br />
Hepatomegali; karaciğerin büyümesidir. Karaciğerin büyümesine birçok hastalık neden olabilir. Kalp yetmezliği, siroz, karaciğerin damarlarında pıhtı, enfeksiyon hastalıkları (tifo, sarılık, brusella, sıtma, kala-azar), doğuştan enzim eksikliği sonrası meydana gelen depo hastalıkları, kanserler (lenfomalar, lösemiler, karaciğerin primer tümörleri, metastatik kanserler, miyelofibrozis, polisitemi vera) en sık büyüklüğe yol açan hastalıklardır.</p>
<p><strong>Safra Kesesi Taşları<br />
</strong><br />
Doğuştan alyuvar yıkımıyla giden kansızlıklarda (hemolitik anemiler, herediter sferositoz, talasemiler, orak hücreli anemi) genç yaşta safra kesesi taşları olabilir. Genç bir hastada anemi, dalak büyüklüğü ve safra kesesi taşı varsa bu durum aksi ispat edilene kadar doğuştan olan alyuvar yıkımına bağlı kansızlıktır.</p>
<p><strong><br />
İdrarda Kan Gelmesi (Hematüri)</strong></p>
<p>Normalde idrarda erkeklerde her bir mikroskop alanında bir, bayanlarda ise dört alyuvar olabilir. Hematürinin en sık nedeni idrar yolu enfeksiyonlardır. Kan hastalıklarında pıhtılaşma ile ilgili hücrelerin (Trombosit) sayı (trombositopeni) ve fonksiyon bozukluğuna bağlı olabilir.</p>
<p><strong><br />
Akut Gut Atağı</strong></p>
<p>Kan hastalıklarından hücre yıkım ve yapımının arttığı (miyeloproliferatif hastalıklar, lenfoproliferatif hastalıklar, akut ve kronik lösemiler ve kemoterapi sonrası) hastalıklarda kanda yükselen ürik asite bağlı görülebilir. Hastaların ayak başparmağında şişlik, yanıcı tarzda ağrı ve kızarıklık meydana gelir.</p>
<p><strong><br />
Parmakların Kızarıklığı ve Ağrısı (Eritromelalji)</strong></p>
<p>Kılcal damarlarda tıkanma sonunda meydana gelen iskemiye bağlıdır. Ellerin ve ayakların kızarık ve yanıcı tarzda ağrılı olmasıdır. Alyuvarların anormal artışı (Polisitemi vera), kan hücrelerinin anormal artışı ile seyreden hastalıklarda (akut lösemiler ve esansiyel trombositoz) daha sık görülür.</p>
<p><strong><br />
Diş Eti Şişmesi</strong></p>
<p>Diş etlerinde şişme dikkat çeker. Akut kan kanserlerinde (miyelomonositer ve monoblastik lösemilerde), lityum, siklosporin, difenilhidantoin ilaçlarını kullananlarda, gebelik ve diş hastalıklarında görülebilir. Akut lösemilerde diş etlerinde kan kanseri hücrelerinin (monoblastların) tutulumuna bağlıdır.</p>
<p><strong><br />
Dilin Üzerinin Düzleşmesi</strong></p>
<p>Dilimizin üzerinde tad almamızı sağlayan kabarcıklar bulunur. Hızlı hücre ve doku yapım ve yıkımının olduğu sindirim sistemizin yüzeyini kaplayan hücrelerde, B12 vitamini ve folik asit eksikliğine bağlı meydana gelir. Dil üzeri düz, kızarıktır. Özellikle megaloblastik anemilerde görülür. Demir eksikliği anemisi olan hastalarda da görülebilir.</p>
<p><strong><br />
Atar ve Toplardamarlarda Pıhtılaşma</strong></p>
<p>Kan hastalıklarında kan akımının yavaşlaması veya yapısının bozulması ve damar duvarı bozukluğuna bağlı özellikle toplardamarlarda hayatı tehdit eden pıhtılaşmalar görülebilir. Sıklıkla aşağıdaki hastalıklarda görülür:<br />
• Alyuvarların anormal artışı ile karakterize kan bastı hastalığı (Polisitemi vera)<br />
• Kanda anormal protein artışı ile seyreden hastalıklar (Paraproteinemiler; multipl miyelom, waldenström makroglobulinemisi, kriyoglobulinemi)</p>
<p><strong><br />
Orak Hücreli Anemi</strong></p>
<p>• Pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerimizin anormal artışı ile seyreden hastalık (Primer trombositoz)<br />
• Doğuştan pıhtılaşmaya meyilli olunan hastalıklar (Faktör V leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu, Protein C ve S eksikliği, antitrombin eksikliği, Hiperhomosisteinemi)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/omer_hoca.jpg" alt="null"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb821f9c" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb821f9c .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb821f9c .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><a href="http://didim.egemed.com.tr/doktorlarimiz/uzm-dr-omer-selim-yilmaz/">Uzm. Dr. Ömer Selim YILMAZ</a><br />
İç Hastalıkları Uzmanı<br />
Dahiliye Polikliniği</h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/kan-hastaliklari-belirtileri-ve-bulgulari/">Kan Hastalıkları Belirtileri ve Bulguları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/kan-hastaliklari-belirtileri-ve-bulgulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Parmak ve Kemik Çıkıntıları</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/bas-parmak-ve-kemik-cikintilari/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/bas-parmak-ve-kemik-cikintilari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2020 16:37:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=54893</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/bas-parmak-ve-kemik-cikintilari/">Baş Parmak ve Kemik Çıkıntıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Ayak Baş Parmağında Kemik Çıkıntısı (HalluksValgus) Hastalığı Nedir?</strong></p>
<p>Halluks Valgushastalığı daha çok bayanlarda ve 30 – 40’ lı yaşlardan sonra artan orandagörülür. Ayak başparmağındaki bu çıkıntı, ayakta ağrı ve ayakkabı giyimindezorluk ile kendini belli eden bir hastalıktır.<br />
Bu hastalıkta başparmağın birinci tarak kemiğinin ikinci parmak tarafınaaçılanması görülür. Birinci tarak kemiği ile parmak ekleminde yumuşak dokulardagerilme ve uzama görülür.<br />
Başparmakta kemik çıkıntı gelişimi ve eklemdeki şekil bozukluğu ile başparmağınyük taşıma fonksiyonu azalır.</p>
<p><strong>Bu hastalığa ne yol açmaktadır?</strong><strong><br />
Yüksek topuklu ayakkabıların hastalığıngelişiminde rolü var mıdır?<br />
</strong><br />
Halluks Valgus hastalığında aile hikâyesi vardır, hastalarımızın büyük kısmındaaile büyüklerinde de bu hastalık görülür. Dar ve yüksek topuklu ayakkabılar birkısım hastada bu deformitenin gelişimde rol oynarken bir grup hastada isedevamlı spor ayakkabısı gibi rahat ayakkabı giyimine rağmen hastalıkgörülebilmektedir. Ayağın ileri düzeyde içe basmanın olduğu düz tabanlıktada  Halluks Valgus ve diğer parmak şekilbozukluklarına neden olabilmektedir. Eklemlerde gevşeklik olduğunda da HalluksValgus hastalığını görmekteyiz.</p>
<p><strong>Hastalığın Tanısında fizik muayene yeterli midir?</strong></p>
<p><strong>Radyografi, MR,Ultrasonografi gibi ek tetkikler yapılmalı mıdır?</strong></p>
<p>Fizik Muayene son derece önemli olmakla beraber hastalarımıza ayak grafileriçektirilerek radyolojik muayene de yapılır ve hastalığın derecesi saptanıphastaya uygulanacak operasyonun tipine karar verilir.  Operasyon tipini belirlemek sonradandeformitenin tekrarlamasını engellemek için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Halluks Valgus Hastalığının tedavisi cerrahi midir?</strong></p>
<p><strong>Ameliyatsız tedavimümkün müdür?</strong></p>
<p>Hastalığın şiddetine göre tedavi seçenekleri mevcuttur.</p>
<p>İlk tedavi seçeneğiameliyat değildir.</p>
<p>Ameliyat dışı tedaviseçenekleri ;<br />
•Önü geniş rahat ve yumuşak ayakkabılar giymek ,<br />
•Parmak arası makara kullanmak,<br />
•Halluks valgus gece ateli kullanmak,<br />
•Ayak Arkı düşük olan hastalarda ortopedik tabanlık kullanımı önerilir.</p>
<p><strong>Ne zaman ameliyat yapılmalıdır?</strong></p>
<p>Tüm ameliyatsız tedavi yöntemlerine rağmen ağrısı devam eden ve ayak ağrısınıngünlük hayat koşullarını etkilediği hastalarda veya estetik amaçlı cerrahitedaviye başvurulur.</p>
<p><strong>Nasıl bir cerrahi tedavi uygulanır?</strong></p>
<p>Cerrahi Tedavi, hastalığın derecesi ve kemik deformitesinin görüldüğü bölgeyegöre farklılık göstermektedir. Sıklıkla uyguladığımız operasyonlar tarakkemiğinin başparmağa yakın olan bölgesinde yapılanlardır. Bazı hastalarda ise,tarak kemiğinin başlangıç yerinde operasyonlar yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası ağrı çok oluyor mu?</strong></p>
<p>Ameliyattan hemen önce ayak bileği blok anestezisi sayesinde hastalarımızameliyat sonrası normalde en fazla ağrı duyulan ilk 1-2 günlük süreyi ağrısızve konforlu şekilde geçirmektedirler.</p>
<p><strong>Ne kadar süre hastanede kalıyorum?</strong></p>
<p>Ek bir hastalığınız yok ise hastanede en fazla 1 gün kalınmakta veya bazıhastalarımız aynı gün evine gidebilmektedir.</p>
<p><strong>Ne kadar süre yürüyemem?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında alçı yapılmadığı için özel ayakkabı kullanarak üzerinebasarak yürüyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Halluks Valgus Hastalığı tekrarlar mı?</strong></p>
<p>Uygun operasyon seçimi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde halluks valgusdeformitesinde tekrarlama çok nadir olarak görülmektedir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/8_selim-bilginnn_thumb.jpg" alt="null"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb82323c" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb82323c .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb82323c .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><a href="http://didim.egemed.com.tr/doktorlarimiz/op-dr-selim-bilgin/">Op. Dr. Selim Bilgin</a><br />
<span style="color: #999999;">Ortopedi Polikliniği</span></h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/bas-parmak-ve-kemik-cikintilari/">Baş Parmak ve Kemik Çıkıntıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/bas-parmak-ve-kemik-cikintilari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kalça Çıkığı</title>
		<link>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kalca-cikigi/</link>
					<comments>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kalca-cikigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemed Hastaneleri]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 13:47:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://didim.egemed.com.tr/?p=54891</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kalca-cikigi/">Çocuklarda Kalça Çıkığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Kalça çıkığı</strong> ya da gelişimsel kalça displazisi bebeklerde ve küçük çocuklarda kalça ekleminin düzgün şekilde gelişmemesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Femur adı verilen uyluk kemiğinin kalçayla birleştiği kısmı top şeklindedir ve kalça kemiğinde yuvarlak bir yuvaya oturarak eklem oluşturur. Bu ekleme, yapısından dolayı top ve soket eklemi denir. Gelişimsel kalça displazisi durumunda eklemin soket kısmı çok sığdır ve femur başı sıkıca yerine oturamaz, bu nedenle kalça eklemi gevşektir.</p>
<p><strong>Kalça çıkığında</strong> femur başı yanlış pozisyonda konumlanmıştır ve bu durum kalça gelişiminde bozukluklara yol açar. Gelişimsel kalça displazisi yenidoğan bebeklerde en sık görülen kas-iskelet sistemi problemlerinden biridir. Erken tanı ve tedavi ile çoğu çocuk herhangi bir problem yaşamadan normal olarak gelişebilir. Tedavide geç kalınması durumunda ise ömür boyu süren kalça problemleri ile karşı karşıya kalınır.</p>
<h2>Gelişimsel kalça çıkığı nedir?</h2>
<p>Gelişimsel kalça çıkığı (GKÇ), çocuklarda kalça ekleminde gelişim problemlerinin olduğu bir sorundur.  Rahatsızlık bebekler stabil olmayan gevşek bir kalça eklemi ile doğduğunda ortaya çıkar. Bu durum erken fetal gelişim evrelerinde kalça ekleminin anormal formasyonundan kaynaklanır. Kalça eklemindeki bu instabilite bebek büyüdükçe ilerler. Çocuğun kalçasında bulunan top ve soket eklemindeki femur başı, bu süreçte yerinden kayabilir ya da çıkabilir. Dünyada her 1000 bebekten birinin gelişimsel kalça displazisi ile doğduğu tahmin edilmektedir. Bebeklerde kalça displazisi, yenidoğan muayenelerinde en sık rastlanılan sıkıntılardan biridir.<a id="2" class="anchor" name="2"></a></p>
<h2>Bebeklerde kalça çıkığı neden olur?</h2>
<p><strong>Bebeklerde kalça çıkığının</strong> nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Kalça çıkığı riskinde artışa neden olan faktörlerden bazıları anne rahmindeki düşük amniyon sıvısı seviyeleri, ters doğum ve ailede kalça çıkığı öyküsü olması şeklinde sıralanabilir. İlk gebelikte rahim, henüz tam gevşemediği için bebeğe baskı uygulayarak kalça çıkığını tetikleyebilir. Bu sebeple ilk hamileliklerde kalça displazisi görülme sıklığı daha fazladır. Rahatsızlık, doğuştan gelen çeşitli sendrom ve hastalıkların bir parçası da olabilir.<a id="3" class="anchor" name="3"></a></p>
<h2>Gelişimsel kalça çıkığı için risk faktörleri nelerdir?</h2>
<p><strong>Kalça çıkığı</strong> kızlarda erkeklerden daha sık görülür. Ancak erkek bebeklerde de görülebildiği için düzenli kontroller her iki cins için de önemlidir. Kalça displazisi riskinde artışa neden olan diğer faktörlerden bazıları;</p>
<ul>
<li>İlk gebeliklerden doğan bebekler</li>
<li>Çoğul gebelikler</li>
<li>Doğumda makat pozisyonunda geliş</li>
<li>Ailede kalça çıkığı varlığı</li>
<li>Oligohidramnioz yani amniyon sıvısının az olması</li>
<li>Kundak yapılmış olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Bebeklerde kalça çıkığı belirtileri nelerdir?</h2>
<p><strong>Bebeklerde kalça çıkığı </strong>durumunda herhangi bir belirti görülmeyebilir. Bu sebeple düzenli doktor kontrolleri erken tanı için gereklidir. Rahatsızlık bebeklerde çeşitli belirtilerle de seyredebilir. Bu belirtiler;</p>
<ul>
<li>İki bacak arasında uzunluk farklı olması,</li>
<li>Kalça eklemi hareketlerinde sınırlılık, örneğin bacakların dışa doğru açılamaması,</li>
<li>Kalça ve bacaklardaki deri katlantılarının sayı ve şeklinde asimetri,</li>
<li>Oturma, emekleme, yürüme gibi fonksiyonları içeren kaba motor gelişimde gerilik,</li>
<li>Yürüyen bebeklerde aksama,</li>
<li>Kalça eklemi hareket ettirildiğinde tıklama sesi duyulması şeklinde sıralanabilir.</li>
</ul>
<p>Tedavi edilmeyen kalça çıkığı, kalça ekleminde kalıcı bozukluğa bağlı çeşitli şikâyetlere neden olur. Bu şikâyetlerden bazıları;</p>
<ul>
<li>Topallayarak yürüme,</li>
<li>Kalçada genç yaşlarda başlayan ağrı,</li>
<li>Eklemde aşınmaya bağlı erken dönemde osteoartrit gelişimi,</li>
<li>Eklem hareketlerinde kalıcı kısıtlılık olarak sıralanabilir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Kalça çıkığı olan bebek nasıl yürür?</h2>
<p>Kalça çıkığı olan bebeklerde yürüme gecikir. Yürümeye başlayan bebeklerde bir bacak diğerinden kısa olduğu için topallama vardır. Yürüme sırasında bir kalça eklemi diğerinden farklı hareket eder ve diz dışa dönük gibi görünebilir. Bazı bebekler etkilenmiş bacağını sürükleyerek ilerler. <a id="6" class="anchor" name="6"></a></p>
<h2>Bebeklerde kalça çıkığı teşhisi nasıl yapılır?</h2>
<p><strong>Bebeklerde kalça çıkığının</strong> erkenden teşhis edilebilmesi için doğumda tarama yapılır. Doğumdan sonraki 72 saat içinde bebeğinizin kalçaları yenidoğan muayenesinin bir parçası olarak kontrol edilir. Sonraki kalça muayenesi bebek 6-8 haftalıkken gerçekleştirilir. Daha sonra bebek 1 yaşına gelene kadar düzenli aralıklarla taramalara devam edilir. En yaygın olarak kullanılan tarama yöntemi kalça eklemlerinin fiziksel muayenesidir. Muayene, herhangi bir sorun olup olmadığını kontrol etmek için bebeğinizin kalça eklemlerinin nazikçe manipüle edilmesini içerir. Muayene sırasında bebeğe herhangi bir rahatsızlık verilmez. 3 aydan daha büyük bebek ve çocuklarda ise kalça çıkığını gösteren bulgular kalça ekleminin yana doğru hareketinde sınırlılık ve tek kalça etkilenmişse bacak uzunluklarında ve deri katlantılarında farklılık şeklindedir.</p>
<p>Kalça çıkığı tanısını doğrulamak için görüntüleme testleri yapılabilir. Bu amaçla 3 aylıktan küçük bebeklerde kalça ultrasonu yapılırken, daha büyük bebek ve çocuklarda kalça ekleminin direkt grafisi çekilir. Aşağıdaki durumlarda, genellikle birkaç hafta içinde bir ultrason taraması önerilir:</p>
<ul>
<li>Kalça ekleminde gevşeklik hissedilmesi</li>
<li>Ailede çocukluk çağı kalça problemleri öyküsü varlığı</li>
<li>Bebek makat pozisyonunda doğmuşsa (ayakları aşağıya bakacak şekilde)</li>
<li>İkiz ya da üçüz gebelik durumunda</li>
<li>37. gebelik haftasından önce doğan bebeklerde</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Kalça ultrasonu (bebeklerde kalça çıkığı testi)</h2>
<p>Ultrasonografi, 1980&#8217;lerin başından beri erken bebeklik döneminde gelişimsel kalça displazisinde (GKD) tanısal bir araç olarak kullanılmaktadır. Ultrasonografi ile kalça eklemini farklı açılardan incelemek femur başının eklemdeki konumunu belirlemek mümkündür. Ultrasonografi, klinik ve radyografik incelemeler ile gözden kaçabilecek kalça problemlerini tespit edebilir. Erken ve doğru tanı, tatmin edici tedavi için en önemli nokta olduğundan, erken bebeklik dönemi olan ilk 6 ayda en yaygın kullanılan tanı aracı ultrasonografidir.<a id="8" class="anchor" name="8"></a></p>
<h2>Bebeklerde kalça çıkığı tedavisi nasıl yapılır?</h2>
<p>Erken dönemde teşhis edilen vakalarda tedavi ameliyatsız yapılır. İlk 6 ayda sadece atel ve basit bazı önlemlerle kalça çıkığının tedavisi mümkündür. 6 aydan büyük bebeklerde ise genel anestezi altında cerrahi işlemle çıkık femur başının yerine yerleştirilmesi gerekir. Sonrasında da alçı uygulaması yapılır. Tedaviden sonra hasta takibe alınır ve olası bir olumsuz durumda müdahale edilir. Tedavi ilk 6 ayda yapılırsa tamamen iyileşme oranı %100’e yakındır.</p>
<p>İlk 6 ayda gelişimsel kalça displazisi tanısı alan bebeklere genellikle özel bir kumaş ateli uygulanır. Bu, bebeğin kalçalarının ikisini de sabit konumda tutar ve normal şekilde gelişmelerini sağlar. Atelin birkaç hafta boyunca sürekli olarak takılması ve sağlık profesyoneli dışındaki kişiler tarafından çıkarılmaması gerekir. Kontrol randevularında atelin gerekli ayarlamaları doktor tarafından yapılır. Doktor, ayrıca atel takılıyken bebeğe nasıl bakım yapılacağı konusunda ayrıntılı öneri ve talimatlar verir.</p>
<p>Kalça çıkığı 6 aylıktan sonra teşhis edildiyse veya atel uygulaması işe yaramadıysa genel anestezi altında eklemin uygun konuma getirilmesi gerekebilir. Bu işlem redüksiyon olarak adlandırılır ve femur topunun tekrar kalça soketine yerleştirilmesini içerir. Redüksiyon işleminden sonra alçı uygulaması yapılır. Alçının işlemden sonra en az 6 hafta kalması gerekir. Daha sonra eklemlerin düzeldiğinden emin olmak için kalçaların tekrar genel anestezi altında kontrol edilmesi gerekir. Bu incelemeden sonra, kalçanın tamamen stabilize olmasını sağlamak için muhtemelen en az 6 hafta daha eklemin alçıda kalmasına ihtiyaç duyulur.<a id="9" class="anchor" name="9"></a></p>
<h2>Doğumsal kalça çıkığı önlenebilir mi?</h2>
<p>Gelişimsel kalça çıkığını önlemek genel olarak mümkün değildir. Fakat bebeklere düzenli olarak tarama yaptırarak tanının mümkün olan en erken safhada konulmasını olanaklı hale getirmek mümkündür. Böylece rahatsızlığın erken dönemde tanınmasıyla tedavisi çok daha kolay ve sekelsiz bir şekilde yapılabilir. Bununla birlikte, bebeğiniz bacakları düz bir şekilde sıkıca sarılmış ve birbirine bastırılmış yani kundaklanmış şekilde çok fazla kalıyorsa bu durumun kalça gelişimini yavaşlatma riski vardır. Bu nedenle sıkı kundaktan sakınmaki bebeğin kalça ve diz eklemlerini serbestçe hareket ettirebildiği rahat kıyafetler giymesini sağlamak kalça çıkığından korunmada yararlıdır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">[contact-form-7]</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="ult-team-member-wrap ult-style-1  "><div class="ult-team-member-image" style=""> <img class="" src="http://didim.egemed.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/8_fahrettin-atalmis_thumb.jpg" alt="null"  style=""><span class="ult-team-member-image-overlay "  ></span></div><div class="ult-team-member-bio-wrap style-1 ultimate-heading69a1dcb824698" style="text-align:center;; "><div class="ult-team-member-name-wrap"><h2 class="ult-team-member-name ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb824698 .ult-team-member-name'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""></h2><div class="ult-team-member-description ult-responsive"  data-ultimate-target='.ult-team-member-bio-wrap.ultimate-heading69a1dcb824698 .ult-team-member-description'  data-responsive-json-new='{"font-size":"","line-height":""}'  style=""><p></p>
<h4><a href="http://didim.egemed.com.tr/doktorlarimiz/op-dr-fahrettin-atalmis/">Op. Dr. Fahrettin Atalmış</a><br />
<span style="color: #999999;">Ortopedi Polikliniği</span></h4>
<p></p></div><div style="margin-bottom:15px"></div></div></div></div></div></div></div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kalca-cikigi/">Çocuklarda Kalça Çıkığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://didim.egemed.com.tr">Egemed Hastaneleri</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://didim.egemed.com.tr/cocuklarda-kalca-cikigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
